Yalsızuçanlar: “Niyâzî-i Mısrî Hz.’nin Kabri Ayaklar Altından Kurtarılmalı”

Araştırma, şiir ve roman dalında pek çok esere imza atan yazar Sadık Yalsuzuçanlar, Antalya Mevlevîhânesi İrfan Meclisi’nin konuğu oldu. “Hz. Niyâzî-i Mısrî” konulu söyleşisinde Mevlevîhânelerin, büyük İslâm medeniyetinin son muazzam versiyonu olan Osmanlı medeniyetinin bir tür akademyası olduğuna dikkat çeken Yalsızuçanlar, “Buralarda hem dervişler yetişiyor, ilim ve irfan öğretiliyordu; hem de kabiliyetli oldukları alanlarda, mûsikî gibi, çeşitli güzel sanatlarda kendilerini yetiştiriyorlardı. Antalya Mevlevîhânesi de Yenikapı Mevlevîhânesi’ne eşdeğer, önemli bir dergâhtı. Buranın ihya edilip içinde yeniden İslâm irfanının ve sanatının konuşulduğu, anlatıldığı ve öğretildiği bir mekân haline getirilerek tekrar canlandırılmasında emeği geçen başta Antalya Valimiz sayın Münir Karaloğlu olmak üzere, Akdeniz Üniversitesi’ne, Büyükşehir Belediyesi’ne, İl Kültür Müdürlüğü’ne ve emeği geçen herkese şükranlarımızı sunarız” diyerek sözlerine başladı.

İçinde bulunduğumuz 2018 yılının, Niyâzî-i Mısrî Hz.’nin doğumunun 400. senesi olduğunu hatırlatan Sadık Yalsızuçanlar, Mısrî’nin yetişmesinde ve şahsiyetinin olgunlaşmasında en önemli merkezin, dokuz yıl mânevî terbiye aldığı Antalya’nın Elmalı ilçesindeki Sinân-ı Ümmî dergâhı olduğunu söyledi. Elmalı’nın dağında taşında, havasında suyunda, camisinde medresesinde, her karış toprağında, diğer Elmalı erenleriyle birlikte Niyâzî-i Mısrî’nin de nefesinin bulunduğunu kaydeden Yalsızuçanlar şöyle devam etti: “Onun eğitimi ve gönül terbiyesi, El-malı, yani el yapımıdır, çok özel ve kıymetlidir. Seri üretim değil yani, ona özeldir. Dolayısıyla bugün nasıl ki Hz. Mevlânâ ve Yunus Emre dünya çapında tanınan ve konuşulan zâtlar ise, 40-50 yıl sonra Niyâzî-i Mısrî Hz. de dünya ölçeğinde bilinen ve konuşulan bir değer olacaktır. Onun “evrensel mesajları” eninde sonunda bütün cihanda yankı bulacaktır. Çünkü o, büyük bir düşünür, yetkin bir âlim, güçlü bir edip, cihanşumul bir ârif, kâmil bir insan ve gerçek bir mürşid-i kâmildir. Hayatının hemen bütün ayrıntılarını bizzat kendisi çeşitli eserlerinde anlatmış veya yanında bulunanlar tarafından onunla ilgili hatıralar ve menâkıbnâmeler yazılmıştır. Onu tanıma ve anlama çabaları ve çalışmaları günden güne artmaktadır; ama henüz yolun başında sayılırız. Onunla ilgili bugüne kadar birkaç roman yazılmıştır. Onu anlatan film projeleri hazırlanmakta, belgeseller çekilmektedir. Gerçekten onun hayatından çok güzel dizi filmler çıkacak ve o bütün dünyaca tanınacaktır.”

Çok cezbeli, taşkın, kabına sığmayan bir kişiliğe sahip Niyâzî-i Mısrî’nin çileli bir ömür sürdüğünü ve toplam 15 yılı bulan Rodos ve Limni adalarındaki sürgün hayatı boyunca da ayağındaki bukağıyla yaşamak zorunda kaldığını dile getiren Yalsızuçanlar, Limni’de ruhunu teslim ettiğinde de hâlâ ayağında pranga olduğunu, öldüğünde bukağının çıkarılmamasını vasiyet ettiğini ve öylece defnolunduğunu anlattı.

Niyâzî-i Mısrî’nin Limni’deki üç-dört dönümlük bir arazide kurulu dergâhının zamanla yıkıldığını, bugün ise yerinde bir kafe, market, meyhane ve belediye binası bulunduğunu, tevhidhânesinin ise yıkık dökük de olsa hâlâ ayakta olduğunu dile getiren Yalsızuçanlar, “Yıllar önce dönemin Malatya Belediye Başkanı ve diğer yetkililer burayı kamulaştırmak için girişimlerde bulundu. Ancak bugüne kadar bir sonuç alınamadı. Zamanla yıkılan mezarının üzerinden de bugün yol geçmektedir. Bir yol bulunup onun kabri ayaklar altından mutlaka kurtarılmalıdır” dedi.

Niyâzî-i Mısrî Dîvânı’ndan üç ayrı şiiri, dinleyicilerden üç kişi için tefe’ül usulüne göre okuyarak konuşmasını tamamlayan Sadık Yalsızuçanlar, söyleşiden sonra kitaplarını imzalayarak dinleyicilerle sohbet etti.

0

Tanıtım Materyalleri



Sosyal Medya





İletişim

Akdeniz Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü
Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü Dumlupınar Bulvarı – Kampüs 07058 Antalya/Türkiye
Tel: 0242 310 6026
Tel: 0242 227 5998